|
|
Ege Tatil Rehberi > Pamukkale
Bembeyaz
travertenleri, kaplıcaları ve antik kentleriyle önemli bir turizm merkezi
olan Pamukkale Denizli ilindedir.
İklim
Yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlıdır.
Ulaşım
Denizli'ye 18km olan uzaklıkta olan Pamukkale'ye karayolu
ile ulaşım mümkündür.
Gezilecek Yerler
Hierapolis (Pamukkale)
Denizli
ilinin 18 km. kuzeyinde yer alan Hierapolis antik kentinin arkeoloji
literatüründe Kutsal Kent olarak adlandırılması, kentte bilinen bir çok
tapınak ve diğer dinsel yapının varlığından kaynaklanmaktadır. Hierapolis
coğrafi konumu ile kendisini çevreleyen çeşitli tarihi bölgeler arasında yer
almaktadır. İlk Çağ'da yaşayan Strabon ile Ptolemaios verdikleri bilgilerde,
Karia bölgesine sınır olan Laodikeia ve Tripolis kentlerine yakınlığı ile
Hierapolis'in bir Frigya kenti olduğunu ileri sürerler. Hierapolis olarak
adlandırılmadan önce kentte bir yaşamın var olduğunu Ana Tanrıça kültünden
dolayı biliyoruz.
Kentin kuruluşu hakkında bilgilerin kısıtlı olmasına karşın; Bergama
Krallarından II. Eumenes tarafından M.Ö. II. yy' başlarında kurulduğu ve
Bergama'nın efsanevi kurucusu Telephos'un karısı Amazonlar kraliçesi
Hiera'dan dolayı, Hierapolis adını aldığı bilinmektedir.
Hierapolis, Roma İmparatoru Neron dönemindeki (MS. 60) büyük depreme kadar,
kentleşme ilkelerine bağlı kalarak özgün dokusunu sürdürmüştür.Kent, Neron
dönemi depreminden büyük zarar görmüş ve tamamen yenilenmiştir. Üst üste
yaşadığı bu depremlerden sonra, tüm niteliğini kaybetmiştir. Hierapolis Roma
Dönemi'nden sonra Bizans Dönemi'nde de çok önemli bir merkez olmuştur. Bu
önem, MS. 4. yüzyıldan itibaren Hıristiyanlık merkezi olması (metropolis),
MS. 80 yıllarında, Hz. İsa'nın havarilerinden olan, Aziz Philip'in burada
öldürülmesinden kaynaklanmaktadır. Hierapolis, 12. yüzyıl sonlarına doğru
Türklerin eline geçmiştir.
Başlıca Kalıntılar
Ana
Cadde ve Kapılar: Yaklaşık 1 km. uzunluğundaki kentin geniş ana
caddesi, kenti bir ucundan diğer ucuna ikiye böler. İki tarafında sütunlu
galeriler ve önemli kamu yapıları vardır. Her iki ucunda birer anıtsal kapı
bulunmaktadır. Bu kapılar ve caddenin büyük bölümü Roma Dönemi'nde inşa
edildiğinden, Bizans surunun dışında kalmaktadır. Güneyinde MS.5. yüzyıla
tarihlenen ''Güney Bizans Kapısı'' vardır. Kuzeyde, iyi korunmuş, üç gözlü
ve iki yanında yuvarlak kuleleri olan kapıda, İmparator Domitian'a ithaf
edilmiş Latince yazılmış bir yazıt vardır. Bu yazıttan dolayı buna Domitian
Kapısı veya Roma Kapısı denir. Bu kapıdan güneye inen yolun surla kesiştiği
yerde, MS. 5. yüzyılda tarihlenen "Kuzey Bizans Kapısı" bulunmaktadır.
Surlar: MS. 5. yüzyılda, kuzey,
güney ve doğu yönlerinde surlarla çevrilmiştir. Büyük kısmı bugün yıkılmış
halde olan surlara, 24 adet kare planlı kule yerleştirilmiştir. İki anıtsal
kapı ve iki küçük kapı olmak üzere 4 girişi vardır. Kuzey ve güney anıtsal
kapıları ana caddeye açılır.
Büyük Hamam Kompleksi: Bugün,
masif duvarları ve bazı tonozları ayakta kalabilmiş olan yapının iç
mekanlarının mermerle kaplı olduğuna dair izler bulunmaktadır. Hamamın planı
diğer tipik Roma hamamları gibidir. Önce girişte büyük avlu, iki yanında
büyük holler bulunan kapalı dikdörtgen bir alan ve esas hamam yapısı yer
alır. Palaestra'nın yan kanatlarında, biri güneyde, diğeri kuzeyde olan iki
büyük hol imparatora ve törenlere ayrılmıştır. Hamam kompleksinin
kalıntıları MS. 2. yüzyıla tarihlenir.
Büyük
hole bitişik tonozlu kapalı mekanlar günümüzde müze olarak kullanılmaktadır.
Apollon Tapınağı: Mevcut tapınak,
eski ve dini mağara olarak bilinen Plutonion üzerine kurulmuştur. Yerli
halkın en eski dini merkezi olan bu yerde Apollon, bölgenin Ana Tanrıçası
Kybele ile buluşmuştur. Eski kaynaklar, Ana Tanrıça Kybele rahibinin bu
mağaraya indiğini ve zehirli gazdan etkilenmediğini bildirirler. Apollon
Tapınağı'nda üst yapıya ait kalıntılar MS. 3. yüzyıldan geriye
gitmemektedir. Tapınak alanına geniş basamaklarla çıkılır.
Tiyatro
Yamaca
yaslanmış tüm cephesiyle birlikte korunabilen büyük bir yapıdır. İnşasına
MS. 60 yılında olan büyük depremin ardından Flaviuslar döneminde MS. 62
yılında başlanmış, MS. 206 yılında tamamlanmıştır. 50 oturma sırası bulunur
ve 8 merdivenle 7 bölüme ayrılmıştır. Caveanın tam ortasından geçen
diozomaya her iki yandan tonozlu birer geçit ile girilir. Sütunların arası
heykellerle süslenmiş olup, burada yapılan kazılar sırasında bol miktarda
heykel bulunmuştur. Sahne arkasındaki duvarlarda ise mermer kabartmalar yer
alır.
Kiliseler
Kent merkezinde, 6. ve 7. yüzyıllara ait bir Katedral,
Direkli Kilise ve iki kilise daha yer alır. Ayrıca MS. 6. yüzyıl başında
Büyük Hamam Kompleksinin merkezi holü kiliseye dönüştürülmüştür. Kuzey
bölgesinde de küçük şapeller mevcuttur.
Nekropol
Batıdaki traverten alanları dışında kalan üç yönde nekropol
alanları bulunmaktadır. Bunlar yoğunlukla Tripolis-Sardes'e giden kuzey
yolunun ve Laodikeia-Colossae'ye giden güney yolunun iki tarafında yer alır.
Mezarlarda kireçtaşı ve mermer kullanılmıştır. Mermer kullanımı daha çok
lahit tiplerinde görülür. Kuzey nekropolü, erken Hıristiyanlık dönemine
kadar karakteristik lahitleri, mezar tiplerini ve mezar anıtlarını bir arada
içerir. Kentte görülen mezarlar lahit, tümülüs ve ev tipi mezarlardır. Konut
mimarisini anımsatan mezar yapıları, nekropolün en önemli elemanlarıdır.
Laodikeia
Çürüksu
(Lykos) ırmağının güneyinde kurulmuştur. Kentin adı antik kaynaklarda daha
çok "Lykos'un kıyısındaki Laodikeia" şeklinde geçmektedir. Diğer antik
kaynaklara göre ise, kent MÖ. 261-263 yılları arasında II. Antiokhos
tarafından kurulmuş ve kente Antiokhos'un karısı Laodikeia'nın adı
verilmiştir. Laodikeia, MÖ. I. yüzyılda Anadolu'nun en önemli ve ünlü
kentlerinden biridir. Kentteki büyük sanat eserleri bu döneme aittir.
Romalılar da Laodikeia'ya özel bir önem vermişler ve Kıbyra (Gölhisar-Horzum)
Conventus'unun merkezi yapmışlardır.
İmparator Caracalla zamanında Laodikeia'da bir seri kaliteli sikke
basılmıştır. Laodikeia halkının da katkılarıyla kentte çok sayıda anıtsal
yapı yapılmıştır. Küçük Asya'nın 7 ünlü kilisesinden birinin bu kentte
bulunması, Hıristiyanlığın burada ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.
MS. 60 yılında meydana gelen çok büyük bir deprem kenti yerle bir etmiştir.
Laodikeia'nın Yapıları
Büyük Tiyatro
Antik kentin kuzeydoğu tarafında, araziye uygun olarak Roma
inşa tarzında yapılmıştır. Sahnesi tamamen yıkılmış olup, cavea
(seyircilerin oturduğu bölüm)ve orkestrası(sahnenin önündeki koro veya
oyuncuların yer aldığı bölüm) oldukça sağlam durumdadır. Yaklaşık 20.000
kişiliktir.
Küçük Tiyatro
Büyük tiyatronun 300 metre kadar kuzeybatısında yer
almaktadır. Araziye uygun olarak, Roma tarzında inşa edilmiştir. Scenesi
(sahne)tamamen yıkılmış olup, cavea ve orkestrasında da bozulmalar
mevcuttur. Yaklaşık 15.000 kişi alabilecek büyüklüktedir.
Stadyum ve Cimnazyum
Kentin güneybatısında, doğu-batı doğrultusunda uzanmaktadır.
Stadyumun ek yapıları ile cimnazyum bir bütünlük teşkil edecek şekilde
yapılmıştır. MS. 79 yıllarında yapılan stadyumun uzunluğu 350 metre,
genişliği 60 metredir. Amfiteatr şeklinde yapılmış olan yapının, 24 oturma
basamak sırası bulunmaktadır. Büyük bölümü tahrip olmuştur. MS. 2.yy. 'da
yapılan cimnazyumun, Proconsul Gargilius Antioius tarafından inşa
ettirilerek İmparator Hadrianus ve eşi Sabina'ya ithaf edildiğine dair yazıt
bulunmuştur.
Anıtsal Çeşme
Kentin ana caddesi ile ara caddesi köşesinde yer almaktadır.
Roma dönemi yapısıdır. İki cepheli olarak yapılmış havuz ve nişleri vardır.
Bizans zamanında onarım görmüştür.
Meclis Binası
Kentin güneybatısındadır. Dikdörtgen planlı olan anıtsal
yapı, doğu-batı yönünde uzanmaktadır. Ana giriş doğu cephesindedir.
Zeus Tapınağı
Antik Laodikeia kentinin sütunlu caddesinin doğu kesiminde,
küçük tiyatro ile Nymphaeum (anıtsal çeşme)arasında bulunmaktadır.
Büyük Kilise
Sütunlu caddenin güneyinde caddeye bitişik olarak inşa
edilmiştir. Sadece taşıyıcı bölümlerinden bir kısmı ayakta kalmıştır. Ana
giriş kilisenin batısındadır.
Kaplıcalar
Karahayıt Kaplıcası:
Pamukkale
termal kaplıcası sisteminin bir kolu sayılan bu kaplıca, Pamukkale'nin 5km
kuzeyinde, Karahayıt Kasabası'ndadır. Kalp, damar sertliği, yüksek tansiyon,
romatizma-siyatik, deri sinir, lumbago, gibi hastalıklarla uyuz, sivilce,
kaşıntı gibi deri hastalıklarına iyi gelir.
Pamukkale Kaplıcaları
İl merkezine 18km uzaklıkta bulunan eski Hierapolis kentinin
bulunduğu alandır. Travertenler yaratan karstik alanlardan çıkan sular;
bünyesindeki kireç çözeltisi, genellikle beyaz renkte ve pamuk balyalarını
andıran kalker tüflerini, Pamukkale travertenlerini oluşturmaktadır.
Pamukkale termal suyunun tedavi edici özelliği, çok eski çağlardan beri
anlaşılmış, yüzyıllar sonra şifa niteliği bilimsel olarak kanıtlanmıştır.
Kaynaklar etrafında dini ayinler yapılmış, şenlikler düzenlenmiş, büyük
devlet adamları ve zengin kişiler antik dönemde tedavileri için Hierapolis'e
gelmişlerdir.
Müzeler: Hierapolis
Arkeoloji Müzesi
Hierapolis kentinin en büyük yapılarından biri olan Roma
Hamamı, 1984 yılından beri Arkeoloji Müzesi olarak hizmet vermektedir.
Müzede, Hierapolis, Laodikeia, Colossai, Tripolis, Attuta gibi kentlerden
çıkan eserler sergilenmektedir.
Tel: (+90-258) 241 08 66
Bunları yapmadan dönmeyin
-
Hierapolis
ve Laodikeia Antik Kentlerini gezmeden
-
Eşsiz güzellikleri travertenleri görmeden
-
Kaplıcalara girmeden
-
Yeşildere Şelalesi ve çevresini gezmeden
|